Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü kim inşa etti ?

Itir

Global Mod
Global Mod
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü Kim İnşa Etti? Tek Bir Şirketin Değil, Uluslararası Bir Mühendislik Ekibinin Hikâyesi

İstanbul’da her gün üzerinden geçilen bir köprünün arkasında aslında ne kadar büyük bir mühendislik organizasyonu olduğunu düşündüğümüzde konu çok daha ilginç hale geliyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçerken çoğumuz yalnızca Avrupa ile Asya arasındaki bağlantıyı görüyoruz. Oysa 1980’lerin ortasında Boğaz’ın üzerine 1.090 metrelik bir ana açıklığa sahip çelik asma köprü yerleştirmek; tasarım, malzeme teknolojisi, rüzgâr davranışı, deprem mühendisliği, ulaşım planlaması ve uluslararası yüklenicilik açısından oldukça karmaşık bir projeydi.

Bu nedenle “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü kim yaptı?” sorusunun tek kelimelik bir cevabı yok. Resmî ve teknik kaynaklar birlikte incelendiğinde projenin tasarımında İngiliz Freeman Fox & Partners ile BOTEK Boğaziçi Teknik Müşavirlik’in, yapımında ise Türkiye, Japonya ve İtalya şirketlerinden oluşan uluslararası bir konsorsiyumun rol aldığı görülüyor. Karayolları Genel Müdürlüğü ise projenin kamu tarafındaki temel kurumsal aktörüydü. Karayolları Genel Müdürlüğü+1

Bu yazıda meseleyi yalnızca tarihsel bir bilgi olarak değil, mühendislik açısından incelemek istiyorum. Özellikle “kim yaptı?” sorusunun neden “kim tasarladı, kim yüklenici oldu, kim denetledi ve hangi teknolojiler kullanıldı?” şeklinde ayrıştırılması gerektiğine bakmak faydalı.

Araştırma Yöntemi: “Kim Yaptı?” Sorusunu Nasıl Doğrulayabiliriz?

Bu tür tarihsel mühendislik sorularında tek bir internet kaynağına dayanmak sağlıklı değil. Benim yaklaşımım üç farklı kaynak grubunu karşılaştırmak olurdu.

İlk grup, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi birincil kurumsal kaynaklar. KGM’nin Fatih Sultan Mehmet Köprüsü tarihçesinde köprünün konumu, ana açıklığı, yapısal özellikleri ve tasarım geçmişi gibi bilgiler doğrudan teknik bağlam içinde veriliyor. İkinci grup, mühendislik kurumları ve akademik yayınlar. Institution of Civil Engineers (ICE), köprü için Freeman Fox & Partners’ı yapısal mühendislik tarafında gösteriyor. Karayolları Genel Müdürlüğü+1

Üçüncü grup ise hakemli bilimsel makaleler. Örneğin 2012 tarihli Structural Engineering and Mechanics çalışmasında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü için inşaat aşamalarını zamana bağlı malzeme özellikleriyle inceleyen sonlu eleman modelleri kullanılmıştır. Çalışmanın yöntemi, köprünün proje çizimlerinden yararlanarak SAP2000 ortamında modellenmesine dayanıyor. ResearchGate

Dolayısıyla burada “inşa etti” ifadesini yalnızca fiziksel yapım faaliyetleri anlamında kullanmak daha doğru. Bir köprünün ortaya çıkması; işveren, tasarımcı, müşavir, ana yüklenici, alt yükleniciler ve uzman mühendislik ekiplerinin birlikte çalışmasını gerektiriyor.

Peki Asıl İnşaatı Kim Üstlendi?

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yapımını üstlenen ana konsorsiyum, Türkiye’den STFA, Japonya’dan Ishikawajima-Harima Heavy Industries (IHI), Mitsubishi Heavy Industries ve Nippon Kokan, İtalya’dan ise Impregilo şirketlerinden oluşuyordu. Bu bilgi farklı tarihsel ve teknik kaynaklarda aynı temel çerçevede doğrulanıyor. Habertürk+1

Dolayısıyla “köprüyü Japonlar yaptı” demek eksik; “Türkler yaptı” demek de eksik olur. Daha bilimsel ifade, uluslararası bir Türk-Japon-İtalyan konsorsiyumunun yapımını gerçekleştirdiği şeklindedir.

Buradaki ayrım önemli. Örneğin Japon şirketlerinin özellikle büyük çelik yapıların üretimi ve montajındaki deneyimi, projenin teknik kapasitesinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. STFA ise Türkiye tarafındaki yüklenici ortak olarak projeye dahil olmuştu. İtalyan Impregilo da konsorsiyumun diğer ana ortaklarından biriydi.

Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, yalnızca İstanbul’da gerçekleştirilmiş bir inşaat projesi değil; 1980’lerde uluslararası mühendislik bilgisinin İstanbul’daki uygulamalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Tasarımı Kim Yaptı? Freeman Fox & Partners’ın Rolü

Burada ikinci önemli ayrım ortaya çıkıyor: tasarım ile inşaat aynı şey değil.

KGM’nin teknik tarihçesine göre Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde kullanılan aerodinamik kutu kesitli asma tabliye konsepti, Freeman Fox tarafından geliştirilen ve daha önce Severn, Boğaziçi ve Humber gibi büyük asma köprülerde uygulanan bir tasarım yaklaşımının devamıydı. Karayolları Genel Müdürlüğü

ICE de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yapısal mühendisliğinde Freeman Fox & Partners’ın rolünü doğruluyor ve William Brown’ı danışman mühendis olarak gösteriyor. Institution of Civil Engineers (ICE)

Bu noktada köprünün teknik özellikleri daha anlamlı hale geliyor. Ana açıklık 1.090 metre, toplam uzunluk yaklaşık 1.510 metre, tabliye genişliği yaklaşık 39,4 metre ve deniz seviyesinden açıklığı yaklaşık 64 metre. Hakemli mühendislik literatüründe de bu değerler köprünün uzun açıklıklı çelik asma köprü niteliğini ortaya koyacak şekilde aktarılıyor. Springer+1

Tabliyenin yalnızca geniş olması yeterli değildi. Boğaz gibi rüzgâra açık bir ortamda aerodinamik davranış kritik önem taşıyordu. Bu nedenle köprünün tabliyesi düz bir beton kütle olarak değil, aerodinamik özellikleri dikkate alınan çelik bir kutu kesit şeklinde tasarlandı.

Mühendislik Açısından Neden Bu Kadar Önemliydi?

Bir asma köprüyü anlamanın temel yollarından biri yüklerin nasıl taşındığına bakmaktır.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde taşıyıcı sistem; kuleler, ana kablolar, düşey askı elemanları ve çelik tabliyeden oluşan bir bütün olarak çalışıyor. Araçlardan gelen hareketli yükler tabliyeye, askı elemanlarına, ana kablolara ve ardından kuleler ile ankraj sistemlerine aktarılıyor.

Bu sistemin davranışı statik bir hesapla sınırlı değil. Rüzgâr, trafik, sıcaklık değişimleri ve deprem gibi etkiler birlikte düşünülmek zorunda.

Nitekim hakemli araştırmalar köprünün davranışını anlamak için üç boyutlu sonlu eleman modelleri, geometrik doğrusal olmayan analizler, kablo sarkması ve gerilme rijitliği gibi parametrelerin dikkate alındığını gösteriyor. 2010 yılında yayımlanan bir Soil Dynamics and Earthquake Engineering çalışması, Fatih Sultan Mehmet ve Boğaziçi köprülerinin deprem performansını üç boyutlu sonlu eleman modelleriyle incelemiştir. ScienceDirect

Bu ayrıntı bize önemli bir şey söylüyor: Köprünün başarısını yalnızca “çelikten yapılmış olması” ile açıklamak mümkün değil. Tasarımın arkasında karmaşık bir yapısal analiz süreci bulunuyor.

Köprü Neden İkinci Bir Boğaz Geçişine İhtiyaç Duyulduğunu Gösteriyor?

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ortaya çıkışını yalnızca mühendislik açısından değerlendirmek de yeterli değil. Projenin arkasında İstanbul’un ulaşım ihtiyacı bulunuyordu.

Akademik çalışmalarda, 1973’te Birinci Boğaz Köprüsü’nün açılmasından sonra trafik talebinin hızlı şekilde yükseldiği ve 1970’lerin ortalarında ikinci bir Boğaz geçişinin fizibilitesinin araştırıldığı belirtiliyor. 1977’deki değerlendirmelerde kuzeyde ikinci bir köprü yapılmasının ulaşım sistemi açısından gerekli olacağı öngörülmüştü. Marmara Katalogu

Bu noktada köprüyü yalnızca “bir mühendislik eseri” olarak görmek yetersiz kalıyor. Köprü, aynı zamanda ulaşım talebi ile altyapı kapasitesi arasındaki ilişkinin fiziksel bir sonucu.
 
Üst